sağ baştan

bir şarkı bir an etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bir şarkı bir an etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar, Eylül 09, 2012

yalnız geçen bir pazar daha

Tuhaf olan günün 'pazar' olması, pazarın da 'tatil' anlamı taşıması değil elbette; benim bu anlamlı günde saat 6.30'da kalkmış olmam. Aradan geçen 2 saat boyunca da New Girl, ardından The O.C izleme çabalarım. Uykumun olmaması. Yarına hazır hissetmemem de cabası.

Sanırım bir takım ev işi yapmam gerek. Dağınık ya da pis görünen çok fazla şey yok aslında. Ama elbette bu ilk bakışta. Derine indiğimizde yapılası pek çok uğraş çıkar güne. Hem bu uğraşlarla uğraşmak hem şuan çıkıp göl kıyısında kimse yokken sadece koşmak(beceremediğim noktada yürümek eylemi daha cazip gelebilir) hem de kankalarla takılmak istiyorum. Üstelik 'kankalar' kısmı da muallak bir konu diğer pek çok şeyin muallaklığı gibi.

Bir yandan hazırlamam gereken bir skeç ve video var, diğer yandan Beren Saat'ten hazzetmesem de çıkıp yanıbaşımdaki AVM'de bir başıma Cesur izlemek istiyorum.

Çoktandır yazmak istediklerim var, ama tıpkı diğer yapmak istediklerim gibi yazı yazmayı da öteliyor, erteliyorum.

İzmir zamanları geride kaldı. Yeniden bıraktığım yerden devam ediyorum. Kürkçü dükkanını özlemedim diyemem, yine de özlemim bir haftada sona erebiliyor. Yakında okul başlayacak.Buna hazır değilim. Hiç olamayacağım da.

Yeni bir üniversitem var artık. Plato Meslek Yüksekokulu'nun 2012-2013 sezonunda bilmem kaç olan öğrenci numaralı formamla.





Tam da şuanda karar verdim. Tek bir şarkıyla gidiyorum göl kenarına.


işte budur Şarkımız da...

Şimdilik hoşçakal dünya.

Pazartesi, Ağustos 27, 2012

Mat Kearney - Dancing In The Dark




ve evet midem yanıyor. canımın yandığı kadar değil elbette. asıl garip olan tüm bunların hiçbir sebebinin olmaması. bekliyorum hala. canım da yansa, içim de acısa. sadece bekliyorum, bir tek benle başbaşa.

Cumartesi, Şubat 04, 2012

o bizim kavuşmalarımız



beklemek, hayal etmek, hep istemek.
istemek ve yine beklemek. sonra olduramamak, söylenemeyen hayal kırıklıklarına boğulmak ve yine hayal etmek, sonra yine istemek, düşlemek, susarak haykırmak içten içe.
gariptir tüm bunlar bilirim.tüm sabredilen zamanlarda yanında olanlar için ne kadar değerlisin bilemem ben elbette.iş güç meselelerini de çözemem. beklerim, fırtına tutar beni, seni, bizi gidemem.
gittiklerimden dönemem. pencerelerden bakarken gözler süzer misin göremem.
ne koklayabilir, ne boynuna sarılabilir, ne de özlemden bahsedebilirim.
olsun derim, geçer derim. bir gün benimde zamanım gelir derim.
sabrederim. bilirim gelmez o zaman ama ona da olsun derim.
uyurum, uyanırım. görürüm seni ama seslenemem.
dokunamam, beklerim...
geç be zaman; geçme zaman.

Pazartesi, Ocak 30, 2012

"Loving Strangers"



titriyorum. nedenini biliyorum, nedenini bilmiyorum. başım ağrıyor, canım yanıyor. hepsi içimde, hepsi beynimde, hepsi bende kalıyor. az konuşuyor, hiç konuşmuyorum. gereksiz düşünceler, çokça da hayaller peşindeyim. bu hayaller beni nereye götürür düşünmek istemiyorum. bir sonraki günü bilmek istemiyorum. mutsuz değilim, sessizim sadece kendi kendime konuşmak istiyorum. sakinim ama sinirliyim de aslında yalnız kalışlarımda.
sırf kar yağıyor diye çocukluğuna dönmek isteyenlere uyuz oluyorum. sadece soğuk gördü diye kimsesizleri düşündüğünü paylaşanları boğmak istiyorum. iki adım mesafede kaldırımda yürümeye çalışırken sigara yakanlardan tiksiniyorum. g.tünün dibinde biri bağırırken aşkı arıyorum triplerine girenleri ben de görmezden geliyorum. hala kar yağıyor haberler oranın buranın tıkanıklığından bahsediyor. bu kar bana bir saat önce eve gelme şansı veriyor bense kazandığım bu vakti bloglarda gezinerek harcıyorum. içten içe dolabımı temizlemek, bamya pişirmek, film izlemek, son aldığım dergilere bakmak istiyorum ama yine de koltuğa çakılıp kalmaktan kendimi alamıyorum.
şu okul denilen şey yakında açılacak, o samimiyetsiz samimileri görmeyi midem artık kaldırmıyor. kusmak istiyorum. poşetsiz ama sere serpe sonra da dönüp nedeni sizsiniz çünkü şundan daha da betersiniz demek istiyorum. ama hayatta hiç kusamadımki!
giydiğim gömleğin yakası azıcık açık diye abaza abaza bakanların Allah belasını versin istiyorum, birileri çüklerini kessin ve bir daha kalkmasın o çükleri. evden çıkmadan ağzını gözünü yıkamayı bilmeyenlere de sabun diliyorum. temizlik yapmasını öğrenmelerini de. insanlardan tiksiniyorum.
bu kadar pislik bu kadar nankörlük bu kadar bokluk dolu dünyayı gördükçe yine hayallere dalıyorum. bir gün diyorum, bir gün bende, biz de... kaçmayı beceremesek de, çok uzun yıllarımızı veremesek de bir gün biz de diyorum. sen de gel benimle.

Salı, Ocak 17, 2012

ateş oldum




sonra gitsek mesela alıp başımızı bir gün. kaybetme korkusundan uzak, kazanmaya meyil bile etmeden. kaybolmak isteyerek, kaçsak bir nevi. ama o kaçış birbirimize çıkarsa bizi ve eksilerek çoğalsak beraberce. geçen günleri anmasak bile, her yeni gün yeni biz olsak tanışsak yeniden ve yine. yarış olmayan yerlerde, herkesin kendi için yaşadığı yerlerde, aynı dili konuşsa da kalanlar, altındaki baklaları düşünmesek bile. sen olsam ben, ben de sen. unutsak herşeyi; unutulsak. birileri boşlukları doldururken hiç anılmasak. özlem duymasak kimseye, hiçbir şeye.

Cumartesi, Aralık 24, 2011

ama




Olmayınca olmuyor mu gerçekten? yani nedir olmazı olmaz yapan biz mi, bizim dışımızdakileri mi?
peki ya bizim dışımızdakiler de aslında bizden değil mi?
Pişmanlıklar, yanlışlar, yalnızlıklar ve ardından ama'lar... o ama'lar ki bizi bir adım öteye götüremeyen, o ama'lar ki bizden uzaktakilerin doğrularına göre şekillenen, ama'larki canımızı acıtan, dipsiz kör kuyulara atıp kaybolup giden.
yaz akşamların birinde, Harbiye'de Candan Erçetin konserinde bir minik çocuk çıktı sahneye bir şarkı yapmıştı aldı götürdü bizi başka yerlere sonra radyoda duydum, internette gördüm, Taksim sokaklarında dinledim.
Şimdi size dinleyin isterim.

Pazartesi, Aralık 19, 2011

beni benden alan

Lise yıllarımdı. Sınavlara hazırlandığım dönemde televizyonu yasaklamıştım kendime.
Varsa yoksa bir radyo kanalı tutturmuş gidiyordum. En çok Ankara merkezli olanları seviyordum.
Şimdi bana neden deseniz bir sebep bulamıyorum. İşte yine aynı zamanlarda sevdiğim o Ankara radyolarından birinde bu türküyü dinlemiştim. Türkü dinlemem ben pek, yani duyunca kulaklarımı tıkayacak değilim elbet ama durup dururken hadi bir türkü açayım da demem.

Bugün kurs çıkışı Sezen 'Zara'yı sever misiniz' dedi arabada. Sevmem demedim ama bilme olasılığım olan herhangi bir türküsü var mı acaba diye de düşünmeden edemedim. Aklıma tek gelen ve yine  baştan sona bildiğim tek türkü bu olduğunu düşündüm.

Bunca zamandır aklıma kazınan en güzel türkü bu muydu, o zamanki ruh halim neydi, ne isterdi bilmiyorum. Ama neredeyse 10 yıl sonrasında dinlediğimde de yine aynı tadı alabiliyorum işte buna eminim. Gülay kim  bilmiyorum, bu türküyü neden sevdim o küçük yaşımda bilmiyorum. Aklıma geldiğinde ise hep aynı nakaratı düşünüyorum.
'Gördüm iki kişi kişi mezar eşiyor Gam gasavet gelmiş boydan aşıyor '
Anneannemin toprak olmaktan ne kadar korktuğunu hatırlıyorum, babaannemin ben daha küçükken hasta yatağında ışıkları söndürmeyin çünkü siz gidince onlar geliyorlar beni yakında götürecekler dediğini de.
Mezarlar kazılırken duyulan pişmanlıkları hiç yaşamadan sadece 'fani' olduğumuzun bilince olarak yaşayabilsek ya keşke. Kimseyi kırmadan, üzmeden, paylaşarak, severek sadece.
Eskiden hayallerim kendim içindi, oysa artık büyüyorum. Annem benim yaşımdayken ilkokula gitme hazırlığındaydım ben. Şimdi benim de bir miniğim olsun, onun hayalleriyle yeniden can bulayım istiyorum. Ben karıştığımda toprağa ardımdan ne pişmanlık dolu sözler söylesin ne de ben korkayım gitmekten. Tek isteğim hep 'iyiki' diyebilmek.



Salı, Ekim 25, 2011

düşlerim ol götür doğduğum eve


Yolumu aydınlat Bir ışık ol benim için
Düştüğüm yerden çıkar beni
Düşlerim ol al götür doduğum eve
Bak resimlerin duruyormu hala
Düşlerim dağılmış her biri bir yere
oynuyor doğduğum evde
Eskisi gibi her şey hayat devam ediyor
Zımbalı evlerde yine düşler kuruyor
Ellerimi tut biraz tüm sevginle
Düşlerim ol, al götür doğduğum eve
Ne kalır yarına sevgiden başka
Düşlerim ol, al götür doğduğum eve
Büyüdüğüm sokakları anılarla dolu
Biriyle beraber olmak ömür boyu
Herkesin bir sokağı olmalı sadece kendine ait
Herşeyi bulmalı orda bir iz kalmalı
Ellerimi tut biraz tüm sevginle
Düşlerim ol, al götür doğduğum eve
Ne kalır yarına sevgiden başka
Düşlerim ol, al götür doğduğum eve

Cumartesi, Eylül 24, 2011

MFÖ - Hep Yaşın 19




Eksilirse ağlayanlar çevremizden
Ya gerçeği söyleriz ya da nasıl istersen
Ne güzel şeysin sen hep yaşın 19
Gel yanıma sar beni bugün var yarın yokuz
Ne güzel şeysin sen hep yaşın 19
Gel yanıma sar beni bugün var yarın yokuz
Hadi bana sor
Sevmek bu kadar mı zor
Senden başka yok bildiğim yol
Hadi bana sor www.yenisarkisozu.net
Gezginci ruhumuz bir gün biterse
Korkmadan deriz gururluyuz
Eksilirse ağlayanlar çevremizden
Ya gerçeği söyleriz ya da nasıl istersen
Ne güzel şeysin sen hep yaşın 19
Gel yanıma sar beni bugün var yarın yokuz
Ne güzel şeysin sen hep yaşın 19
Gel yanıma sar beni bugün var yarın yokuz
Ne güzel şeysin sen hep yaşın 19
Gel yanıma sar beni bugün var yarın yokuz
Ne güzel şeysin sen

Not: bugün kursa giderken radyodaydı, pek mutlu etti beni.ne büyük sanırdım kendimi 19 iken, şimdi oldum 27 oysa ufacık hissediyorum kendimi koca evrende.

Pazar, Ağustos 28, 2011

RockA - Ben Ağlasam da



Kollarım yorulur taşımak yine zor gelir bu aşkı vazgeçmeden birbirimizden
Bi düşün taşın otur şöyle karşıma
Kim demiş yenilir tum aşklar zamanla
Çürür geçer yenisi başlar biter hep böyle gider ama için sızlar anılarla
Her yanım ölüme daha yakın olunca sarıl ve hadi uyuyalım
Unut kendini unut nefesini adım adım sevelim ikimizi
Ve vuralım aşk denen şeyi bırak yarınım
Kim demiş yenilir tum aşklar zamanla
Çürür geçer yenisi başlar biter hep böyle gider ama için sızlar anılarla
Vazgeçir hadi gönlünü bu benden haketmedi zaten
her seferde bahanelerle doldu taştı karmakarışık sebepler
Her yanım ölüme daha yakın olunca sarıl ve hadi uyuyalım
Unut kendini unut nefesini adım adım sevelim ikimizi
Ve vuralım aşk denen şeyi bırak yarınım
birimiz gitsin ve birimiz kalsın bu oda cok dar birimiz çıksın
birini sevsin bu cocuk birine tutunsun sen çek vur beni unutup
birimiz gitsin ve birimiz kalsın bu oda çok dar birimiz çıksın
birini sevsin bu cocuk birine tutunsun sen çek vur beni ağlasam da
her yanımda birşeyler var hiç utanma gel yanıma
ben ağlasam da sen hiç durma sil gözyaşımı ağlasam da
sen hiç durma çek git ben ağlasam da
Her yanım ölüme daha yakın olunca sarıl ve hadi uyuyalım
Unut kendini unut nefesini adım adım sevelim ikimizi
Ve vuralım aşk denen şeyi bırak yarınım




p.s evet bende huysuzla dans yarışmasında dinledim,çok sevdim. çıkacakmış yakında albümleri hayırlı olsun diyelim...

Pazar, Ağustos 21, 2011

öyle gülmedim çok zamandır



Bir baktım ki bomboş
Parklar sokaklar meydanlar
Çekmiş gitmiş eski dostlar
Paraya satılmış hayatlar
Bense burda yalnız
Boşvermişim hayata inat
Pembe düşlere dalmış
Ve sarhoş seni anmaktayım
Öyle gülmedim çok zamandır
Öyle ağlamadım hıçkırarak
Öyle anlamadım içtiğimden
Konuşmadım uzun uzun
An gelir döner kuşlar
Günbatımında susar rüzgar
Bir gün kulağın çınlar
An gelir diner yağmurlar
Biter bu yalancı sonbahar
Gözlerin beni arar

p.s: dostum dry sayesinde tanımışlığım var.bayıldım!

Pazar, Ağustos 07, 2011

sakin sakin


bir kaç gün ya
bir kaç hafta
üç gün yirmi üç dakika
sonrasıydı her şey donarken

bildik bir ses olmuştun ya,
sonunda bir ben duyan
kaçırdım orda bakarken hayaline...

bir defa kalsam yanında
hayat güzel hikayemde kalınca

bir ses duydum, sen sanmıştım
ta derinden, içlerdeyken,
sorma sen, sus, her şey bağırırken

bildik bir ses olmuştun ya,
sonunda bir ben duyan
kaçırdım orda bakarken hayaline...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...