sağ baştan

öyle bir geçtiki zaman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
öyle bir geçtiki zaman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Kasım 06, 2012

hep aynı nakarat

Hayat ne çok süprize gebe.
Ve zaman ne kadar da çabuk geçiyor aslında dilde değil sadece özde de.
Ergenlik dönemlerim diye isimlendirdiğim dönemin bir tık ötesine gelebilmek için o yaşımın 1/3'ünü yeniden yaşamak durumunda kaldım;oldum 27.
Daha dün 15 idim oysa boyum az daha uzasa ya diyordum.
17 idim,mutluydum bir Teoman şarkısı benden bahsediyor diye.
Reşit oldum sonunda, büyüdüm 18 idim.
2 ile başlayan ilk yaşımdın 20.
Aşık oldum seninle 21.
Kalbim yandı eridim bittim 22.
Küllerimden doğdum,çokça sevildim 23.
Son 4 yıla gelince. Size ne bir başlık koyabiliyorum ne de böyle bir cümleyle özetleyebiliyorum.
Büyüdüm, büyüdüm,büyüdüm.
Kabullendim. Öğrendim. Sabrettim.
Ediyorum, bekliyorum.
Hayat senden çok şey beklemiyorum.
Kaldı ki bu saatten sonra olsa da olur olmasa da inan.
Kalbim atıyor ya hızlı hızlı olsun sen boşver beni.
Beni bilirsin hep böyleydim.
Olur olmadık doluyor ya gözlerim.
Sen kulak asma.
Beni bilirsin hep duygusaldım.
Öyle olmasaydım, hiç bu kadar yanar mıydım.
Ben en çok sevmeyi, sevilmeyi sevdim hayat.
Gerisi boş, gerisi bayat...

Cumartesi, Mart 03, 2012

hacıoğlu'na ithafen.


Bana bir söz yazan yoktur bugün, olmaz da bu saatten sonra. Unumu elemiş eleğimi asmışım ben zaten. Geçmiş zaman sinsice, fark ettirmeden.
 Bu arada biri bana bilgisayarımı silmem gerektiğini söyleyebilir mi? Tıpkı az önce montumdaki pati izlerinin artık temizlenmesi gerektiğini açıkça söyleyen vedatcan gibi.

Bu pis kokulu ve hep aynı şarkıların dırıdıt dırıdıt diye devam ettiği ve hatta o şarkıların anlamını yitirerek marş haline geldiği, etrafımda lahmacun gümleterek cilveleşen çiftlerin olduğu yeri seviyorum galiba. Kimse takmıyor beni, yazıyorum, okuyorum, çiziyorum gidiyorum. Kimse ne merhaba diyor ne hoşçakal yani kısaca ne başlangıçlar var ne de sonlar.

Funda arar sanırım bu affetmem diye bağıran. Anmam diyor senin adını, pek iddialı geliyor bu sözler bana. Zaten hep iddialı sözler değil mi bize tükürdüğümüzü gerisingeri yalatan. Sinirlenmiş bir insan, nefret dolmuş, üzülmüş, kalbi kırılmış insan ve bunun gibi bir sürü senaryolar ardından  kurduğumuz o iddialı cümleler değil mi bizi nefretlik yapan.

Bu kadar girizgah yeter. Bir sürü haller içinde halim, gözlerim yarı kapalı gün boyu. Bu zamanları iyi biliyorum. Kendimi kederlere atıyorum. Yalnız kalacağım, yalnız olacağım. Ben kocaman evde bir başıma ne yaparım Tanrım. Laralayi doy doy laradaydoy, laraday laraday, laradaydoy.

Şey göbeğeeem büyüdü çokça Mart sonunda galaya katılacağım oysaki! Ben bu işe katıla katıla gülerim işte.

Çarşamba, Şubat 22, 2012

geçiyor, geçecek

bugünün tuhaf olacağı daha sabahından belliydi de çok önyargılı olmayayım dedim. masama oturmasa da diğer masaları gezerken sonunda yanıma geleceğini bildiğim kadıncağız bana doğru yaklaşınca o gıcık ses tonuna ifrit olmama rağmen bu kez de alttan alayım dedim. hayır yani laf koysam ince ince ne olacaktı azıcık ego yapacak kendi kendime eğlenecektim en fazla ama bir insan mutsuz olacaktı. kendimce sıcak ilişki kurmayı denedim, derken o da bana yardımcı oldu ve ilerledik. oysa o da biri beni alttan alsa da sussam diye bakıyormuş, iyi oldu denk geldim. parmakları ince, elleri hafif titrekti. birşeyler yoruyordu ya da yormuştu belliydi; makul insanım demeyi ihmal etmese de olmadığını kendi de biliyordu aslında ama sanırım onun da teslim olduğu günlere denk geldi. o sordu ben söyledim, bazen memnun oldu bazen olmadı. ama onu mutsuz etmem ne soruları ne de sorunlarıyla ilgiliydi. adımı sorarken hafiften yaka kartıma baktı o farklı ben farklı soy isim söyleyince medeni halimi anlayıverdi. çok zeki olmasına gerek yoktu hoş. birkaç kere gözlerini kırptı bu daha çok kırpıştırma gibiydi. sonra ben de evliydim dedi. 9 sene sürdü; ayrıldım. 3 sene oldu, iyiyim şimdi. hiçbirini sormadım ama devam etti; saygı bittiğinde bitiyor dedi. hüzünlendi. elbetteki bana özendiği yoktu ama belli ki iş yaparkenki o toy heyecanım ona 10 yıl önceki kendini hatırlatıverdi. kimbilir belki aklında keşkeler, belki aklından amalar, belki aklından iyikiler geçti ama ben yüzünden keşkeleri gördüm o an. keşke?

şu sıralar hayat beni oradan oraya atma hakkını kullanmak istedi yine ve yeniden. sesim çıkmıyor pek. usulca eğdim başımı azıcık daha öne geldim, işini kolaylaştırabileyim diye. inat etmedim bu kez; sen bilirsin dedim. bana uymayan bir hamle bu, iyi bilirim ama hep uyanı yapmaya çalıştığımdan belki bu yorgunluğum diyiverdim. şimdi o tuttu elimden ben ilerliyorum; gözlerim hafif aralı otomatik pilotun durduğu yerde devam etmeyi bekliyorum.

kimse hatırlamaz söylesem. bir bahar akşamı; sazlı sözlü bir muhabette dinlemiştim. oysa ben o an bunca sene sonra aklıma gelebileceğini bilerek belki de hiç unutmadım ne o akşamı ne de o akşama kadar bu hiç bilmediğim türküyü

Çarşamba, Aralık 28, 2011

Ağır Aksak

bazen zaman kayar içimden, öylece, aniden...
kim desem bulamam, ne desem çözemem özlediğim.
bazen bir an, bazen biri, bazen bir yer. kayar içimden çabucak.
kader denilen 'an'ı yaşarım. kader işte olmuyor bazen, olmuyor çoğu zaman.
yani senin elmayı sevmen, onunsa senin varlığından haberdar olmaması gibi pek çok meselede.
sen bir yeri seversin de o nicelerini barındırır üzerinde sana mı kalacak?
bi ana gitmek istersin de yalnız değilsinki diğerleri de var, hem bakalım o zaman sana hemen kucak mı açacak?

bir hafta sonuydu yeni bir arkadaş edinmiştim kendime adını hatırlamıyorum kızın ama sıcak bir kimlikti.
akşamüstü kahve dünyasında yağmur sesleri eşliğinde tente altında birşeyler içmiştik. kızın adını, günü hatta yılı hatırlamışlığım bile yok ama nasıl bir huzurmuşki unutamamışım.

bir de şey var. Armada'da gittiğim bir film. yine ne filmin adı ne de zamanı aklımda değil ama arkada James Blunt çalıyordu. 'You're beautiful, you're beautiful it's true?'... güzel bir gündü.

işte bu ve türevlerini hatırlarım bazen içim kayar, gözlerim uçar. aniden, giderim bir 'Merhaba' der, gelirim...

Merhaba sana bu şarkıyla ;

Çağın&Okan - Ağır Aksak

Salı, Aralık 20, 2011

tell me that you love me?


gece yarısını geçti yine vakit. uykum var evet ama uyuyasım yok pek. sabaha uyanasım da yok elbet.
uzun zaman oldu boşluklarda dinlenmeyeli. kafamda bin soru, sayısız yanıtları düşünmeyeli. oysa şu çarşafların altına saklanarak tüm kötülüklerden kurtulmayı hedeflediğim yılların çok da uzağında değilim.
bir sonraki 26 yıl da böyle mi geçecek? insan yaşlı iken en çok hangi yaşını özler acaba? ben şimdiden tüm yıllarımı özledim. bu korku niye yine peki?

Pazartesi, Aralık 19, 2011

beni benden alan

Lise yıllarımdı. Sınavlara hazırlandığım dönemde televizyonu yasaklamıştım kendime.
Varsa yoksa bir radyo kanalı tutturmuş gidiyordum. En çok Ankara merkezli olanları seviyordum.
Şimdi bana neden deseniz bir sebep bulamıyorum. İşte yine aynı zamanlarda sevdiğim o Ankara radyolarından birinde bu türküyü dinlemiştim. Türkü dinlemem ben pek, yani duyunca kulaklarımı tıkayacak değilim elbet ama durup dururken hadi bir türkü açayım da demem.

Bugün kurs çıkışı Sezen 'Zara'yı sever misiniz' dedi arabada. Sevmem demedim ama bilme olasılığım olan herhangi bir türküsü var mı acaba diye de düşünmeden edemedim. Aklıma tek gelen ve yine  baştan sona bildiğim tek türkü bu olduğunu düşündüm.

Bunca zamandır aklıma kazınan en güzel türkü bu muydu, o zamanki ruh halim neydi, ne isterdi bilmiyorum. Ama neredeyse 10 yıl sonrasında dinlediğimde de yine aynı tadı alabiliyorum işte buna eminim. Gülay kim  bilmiyorum, bu türküyü neden sevdim o küçük yaşımda bilmiyorum. Aklıma geldiğinde ise hep aynı nakaratı düşünüyorum.
'Gördüm iki kişi kişi mezar eşiyor Gam gasavet gelmiş boydan aşıyor '
Anneannemin toprak olmaktan ne kadar korktuğunu hatırlıyorum, babaannemin ben daha küçükken hasta yatağında ışıkları söndürmeyin çünkü siz gidince onlar geliyorlar beni yakında götürecekler dediğini de.
Mezarlar kazılırken duyulan pişmanlıkları hiç yaşamadan sadece 'fani' olduğumuzun bilince olarak yaşayabilsek ya keşke. Kimseyi kırmadan, üzmeden, paylaşarak, severek sadece.
Eskiden hayallerim kendim içindi, oysa artık büyüyorum. Annem benim yaşımdayken ilkokula gitme hazırlığındaydım ben. Şimdi benim de bir miniğim olsun, onun hayalleriyle yeniden can bulayım istiyorum. Ben karıştığımda toprağa ardımdan ne pişmanlık dolu sözler söylesin ne de ben korkayım gitmekten. Tek isteğim hep 'iyiki' diyebilmek.



Cumartesi, Kasım 26, 2011

karanlık

ergen sevdalar biriktirip içimde dünyanın geri kalanının hiç mi hiç ilgilenmediği bir sorunun benim için yüklediği anlamı yine dünyanın geri kalanının anlamlandıramamasını deneyimlediğim zamanlarda dahi çok daha umutluydum.
oysa bugün kurum kültürsüzlüğünün hat safhada yer aldığı bir tuhaf ortamda her gün 10 saat aynı havayı soluduğum onlarca insan , içimde haklarında hiçbirşey biriktirmediğim halde ve yine hiçbir ortak paylaşımımız olmadığı halde beni zerre kadar anlamlandıramıyor. ben ise aynı dili bile konuştuğumuza emin olamıyorum.
sorun büyümek değil elbette, ergen olduğumda daha da büyüktüm. zira özgürlük büyüklük, büyüklük özgürlüktür bende. gitgide bileğimi sıkan bu kelepçe ise beni ufaltmakta, canımı acıtmakta gün be gün.

yaşamak bu kadar zor değildi eskiden, ben en fazla o 'çok' büyüttüğüm sevgimden çekerdim acılarımı. o acı  çekildikçe yakar yüreğimi beni ben yapardı. şimdi attığım hiçbir adım benim değil sanki.

yukarıdan iplerimi ileri geri çekiştiren ey sahip bana biraz şans ver. şans verki neleri değiştirebileceğimi gösterebileyim. 'ben' olabileyim.

Salı, Ekim 25, 2011

düşlerim ol götür doğduğum eve


Yolumu aydınlat Bir ışık ol benim için
Düştüğüm yerden çıkar beni
Düşlerim ol al götür doduğum eve
Bak resimlerin duruyormu hala
Düşlerim dağılmış her biri bir yere
oynuyor doğduğum evde
Eskisi gibi her şey hayat devam ediyor
Zımbalı evlerde yine düşler kuruyor
Ellerimi tut biraz tüm sevginle
Düşlerim ol, al götür doğduğum eve
Ne kalır yarına sevgiden başka
Düşlerim ol, al götür doğduğum eve
Büyüdüğüm sokakları anılarla dolu
Biriyle beraber olmak ömür boyu
Herkesin bir sokağı olmalı sadece kendine ait
Herşeyi bulmalı orda bir iz kalmalı
Ellerimi tut biraz tüm sevginle
Düşlerim ol, al götür doğduğum eve
Ne kalır yarına sevgiden başka
Düşlerim ol, al götür doğduğum eve
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...