sağ baştan
ossuruktan teyyare etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ossuruktan teyyare etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çarşamba, Ekim 24, 2012
bayram arefesinde
Zeki Müren şarkıları eşliğinde kurban bayramı arefesi yaşıyorum. Üzüntüm zavallı hayvanların kesilecek olmasından değil elbette, üzülsem de bu bir ibadet yapacak birşey yok çünkü en nihayetinde. Son zamanlarda hiçbir tabiat olayına tek başıma ve kimsenin tesiri altında kalmaksızın müdahalem söz konusu olmadı, olamadı. Şu çok ta uzun olmayan ama yine de azımsanamayacak yıllara tanıklık eden 27 yıllık ömrümde madden tek beden soluk almama rağmen ruhen bir yerlere zincirlendiğim zaman dilimlerinin yoğunluğu hiç bu kadar boğmadıydı ya beni. Ondan sanıyorum ara ara nefes alırken tıkanmışlıklarım. Neyse yine de alınmış derslerim var, kaba taslak sıralayalım;
* Sokakta bulduğun her kedi köpek ve türevi canlıyı sahiplenme,sonra elinden gidince acıdan geberirsin. Zira son 2.5 aydır tutup kolundan her veterinere götürdüğüm yavruya bakmak niyetiyle yola çıkıp hem onu hem de kendi fikirlerimi yarı yolda bırakmak zorunda kaldım. Burada mevzunun son aşamasında yukarıda bahsi geçen zincirlerin etkisi büyüktür. Bu bir bahane değil inanın. Bir evde bir kişiden fazla insan yaşıyor ise ve sadece bir kişinin aldığı bir karar varsa ortalıkta, kalan kişi ve kişilerin konuşma yoğunluğu, soktuğu lafların küçüklü büyüklü bir taraflarınızı yarması vs. gibi durumlar birleşip ağzınıza topyekün sıçabiliyor. Bu durumda elinizde kalan kalp kırıklığı ve kalp kırıklığı ve de en büyüğünden yürek sancısı oluyor.
*Birden fazla sıfatı tek bir çatı altında toplama. Daha da açmak gerekirse, işte sorumluluk sahibi çalışan, okulda yığınla ödevi olan öğrenci, evde temizlik yapmak zorunda olan bir eş, yolda annelik yapmak durumunda kaldığın sokak gönüllüsü, en zorlusundan ise evlenmesine az zaman kalmış bir kardeşin ablası olma. Hepsi kendi elinde olmasa da ya zorunluluklardan kurtul, ya gönüllülük gerektirenlerden feragat et bir süre. Yoksa hapı yuttun demektir.
*Eğer çokça zaman sonra kaderini değiştirebilecek bir sınavın ilk aşamasını geçmiş isen ikincisinden senden sadece teyit amaçlı gereksiz belge isteniyorsa bu belgenin gönderimini son zamana bırakma. Aksi halde forumları okurken bunlar benden istenmedi özel miyim neyim diye rüyalara dalmanın ardından gelen maili bir kez daha açık zihinle okuyup gerçekle karşılaşmak beyin uyuşukluğuna yol açabilir.
*Ömrünün kalanını etkileyecek bir karar varsa ortalıkta, kimsenin tesiri altında kalma. Aciliyeti yok diye düşün, uzun düşün, ince düşün ama unutma ki her insanın yiğit olma durumlarından bağımsız yoğurt yiyişinin farklılığı gibi hayatı yorumlama ve yaşama şekli de farklı olabilir elbette ki. Kabullen!
*Hepsinden önemlisi, herkes şanslı doğmuyor unutma. Kaderini sev, onunla barış. Seni çukura ittikçe sırıt ki ona, çıkmak için yardım isterken yüzün olsun. Hep sövdüğün bir adamdan yardım isteyemezsin.
Gitmeden armağanım olsun buyurun buradan alalım dostlar
Pazartesi, Temmuz 02, 2012
gece
bir hüzün kovan kuşu gelmiş gecesinin daha sonuna geldik. önce zuhal olcay ile hiçbiryerde'yi izledik ardından dram dağları tepesine konuverdik. dişler fırçalandı, kremler sürüldü. sabah işe gidecek olmanın yası kapanmak istemeyen gözlerime inmiş bir kere. neyleyim güzel geçen haftasonunu,o son pazartesiye bağlanacaksa.
tüm camları kapattım, kapıyı kilitlediğime emin oldum.
herkes kalsın sağlıcakla, uyanacak sabahımız var daha.
Cumartesi, Mart 03, 2012
hacıoğlu'na ithafen.
Bana bir söz yazan yoktur bugün, olmaz da bu saatten sonra. Unumu elemiş eleğimi asmışım ben zaten. Geçmiş zaman sinsice, fark ettirmeden.
Bu arada biri bana bilgisayarımı silmem gerektiğini söyleyebilir mi? Tıpkı az önce montumdaki pati izlerinin artık temizlenmesi gerektiğini açıkça söyleyen vedatcan gibi.
Bu pis kokulu ve hep aynı şarkıların dırıdıt dırıdıt diye devam ettiği ve hatta o şarkıların anlamını yitirerek marş haline geldiği, etrafımda lahmacun gümleterek cilveleşen çiftlerin olduğu yeri seviyorum galiba. Kimse takmıyor beni, yazıyorum, okuyorum, çiziyorum gidiyorum. Kimse ne merhaba diyor ne hoşçakal yani kısaca ne başlangıçlar var ne de sonlar.
Funda arar sanırım bu affetmem diye bağıran. Anmam diyor senin adını, pek iddialı geliyor bu sözler bana. Zaten hep iddialı sözler değil mi bize tükürdüğümüzü gerisingeri yalatan. Sinirlenmiş bir insan, nefret dolmuş, üzülmüş, kalbi kırılmış insan ve bunun gibi bir sürü senaryolar ardından kurduğumuz o iddialı cümleler değil mi bizi nefretlik yapan.
Bu kadar girizgah yeter. Bir sürü haller içinde halim, gözlerim yarı kapalı gün boyu. Bu zamanları iyi biliyorum. Kendimi kederlere atıyorum. Yalnız kalacağım, yalnız olacağım. Ben kocaman evde bir başıma ne yaparım Tanrım. Laralayi doy doy laradaydoy, laraday laraday, laradaydoy.
Şey göbeğeeem büyüdü çokça Mart sonunda galaya katılacağım oysaki! Ben bu işe katıla katıla gülerim işte.
betimleme
bir öykü bir an,
ossuruktan teyyare,
öyle bir geçtiki zaman
Perşembe, Şubat 02, 2012
yalan dünya
küfürler savuruyorum hayat sana yine ve yeniden. başka yapacak çok da birşey yok zaten. bu yıl benim uyku yılım onu da anlamış bulunmaktayım Ocak ayını da geride bırakmışken paylaşmak istedim. artık kafam neye bozulsa uykum geliyor. uyumazsam başım çatlıyor. sağa sola vuran dalgalarla boğuşmak yerine bulduğum yere kıvrılıveriyorum. ümit anlat diyor ben anlatamıyorum. anlattıklarımı da anlamıyor ya da büyüttüğümü düşünüyor zaten. tüm bu keşmekeş içinde uyku güzel geliyor. zaman da çabuk geçiyor. ömürden yemek hoş değil biliyorum ve belki de yaşlandığımda çok pişman olurum kimbilir. midem bulanıyor. zaten son zamanlarda hayatımı ancak mide bulantıları ve baş ağrıları ve de hakkı yenilmez uyku ile özetleyebilirim.
dün gece telefonum çaldı. faturası fazla gelen bir profesördü arayan. mesai saati ya da dışı tüm kırıklar beni buluyor sonra bu sabah oğlu aradı 'ürünlerimi' beğenmemiş. ben ürün geliştirmede çalışıyorum zaten aldığım bu feedbackler ar-ge ye neler neler kazandırdı. bu sabah yine anlamsız telefonlar aldım, anlamsız mailler okudum ve yine anlamsız mesajlar. hepsinin ortak yanı 'iş halletmek' üzerineydi bense beni soran, halimi hatrımı merak edenler olsun isterdim.
bugün insanlar üzerine alındıkları ithamlarla taarruza geçti bu insanlardan biri arkamdan nice dedikodu yaptıydı da geçip karşısına neden yaptın diyecek kadar cesaretim olmamıştı. ama o sadece üstüne alındıkları için bana hesap sorarken hiç naif değildi.
dün gece telefonum çaldı. faturası fazla gelen bir profesördü arayan. mesai saati ya da dışı tüm kırıklar beni buluyor sonra bu sabah oğlu aradı 'ürünlerimi' beğenmemiş. ben ürün geliştirmede çalışıyorum zaten aldığım bu feedbackler ar-ge ye neler neler kazandırdı. bu sabah yine anlamsız telefonlar aldım, anlamsız mailler okudum ve yine anlamsız mesajlar. hepsinin ortak yanı 'iş halletmek' üzerineydi bense beni soran, halimi hatrımı merak edenler olsun isterdim.
bugün insanlar üzerine alındıkları ithamlarla taarruza geçti bu insanlardan biri arkamdan nice dedikodu yaptıydı da geçip karşısına neden yaptın diyecek kadar cesaretim olmamıştı. ama o sadece üstüne alındıkları için bana hesap sorarken hiç naif değildi.
osuruk sesli bir çocuk hakkını arar iken beynimi s.kti bugün. başım ağrıyor. iki yaşlı teyze sağlı sollu bağırıyor. gitsem ya...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

