sağ baştan
hayat beni neden yorarsın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hayat beni neden yorarsın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cumartesi, Aralık 01, 2012
aldanmaca
belki yeri değil ama şurada bahsi geçen şahsın sonralarda manyak bir alkolik lezbiyen olduğunu görmüşlüğüm var. ben hayata neremle bakıyorum bilmiyorum herşey yeşil, herşey mavi, herşey pembe; oysa en gerçek hali ya siyah ya gri beyaz sadece siyahın tonunu açıyor o kadar. insanlar nefretlik, insanlık beter. beni benden ettiler.
Pazar, Mart 04, 2012
sonsuzluk
Onu ilk gördüğümde kaç aylıktım ya da kaç yaşındaydım bilmiyorum ama onu hatırladığım ilk zamanlar altı-yedili yaşlarım. Yazları köye gittiğimizde yaşadığı o bohem hayat ve desteklenmek zorunda kalınan işleriyle bile gözüme güzel görünürdü çoğu zaman. Ata biner, tarlayı eker, biçer bana salkım salkım üzümler getirirdi. Bir de akşam üstü dağlardan inen hayvanlar gözümde öyle büyürdü ki hepsi ayrı birer masal kahramanım olur kalırdı. Bir gün yine ata binmenin cazibesine kapılmış tutturmuşum atın beni arkaya diye ama hayvancağız hem yük dolu hem de benim gibi toy bir çocuğa tahammül edecek modda değil. Ama kıramamış beni oturtmuş arkaya otların arasına, at huysuz,at doğduğuna pişman derken şaha kalkıp son sürat nal almaya başlamaz mı? Eyerlerine takılmış yerde sürünen kahramanımın o fotoğrafı hiç gitmez gözümün önünden. Sonra babaannemin hastalığı, vefatı, yanımızda yaşama zorunluluğuyla köyden ayrılması derken hayat iyice çekilmez oldu ona. Ama yine de hiçbir zaman söyle bebeğim, duymadımki ya da başım ağrıyordan başka çok da şikayet duymadım. ‘napıyorsun dede?’ ‘ne yapayım bebeğim?’ doğru ya ne yapsın adam 90 yaşında. Sahi ya ne yapar bir adam 90 yaşında? Ne yaparız biz yaşlanınca?
Şimdi mi? Sesi yok, kuvveti yok, azmi yok, sanki zorla alıp verdiği nefesi olmasa canı da yok. Yatıyor sadece uzunca, yatıyor sadece sonsuz uykuya dalmayı bekler gibi. Kimbilir neyi özlüyor, neyi istiyor son kez? Sorduğumuzda bir şey isteyip istemediğini gözlerini hayır anlamında iyice açmaya çalışıyor o kadar. Peki ama aslında ne bekliyor? Bir gün ölümü beklersem sessiz çığlıklarda birinin başıma elini koyup ne istersin son kez diye sormasını beklerim sanırım. Bu acımasızlık mıdır acaba bilmiyorum ama düşünceli olmaktan kaynaklanır gibi geliyor bana. Acımasızlık gibi görünecek diye ödüm patlıyor ve soramıyorum; soramadım da evet ama sorsunlar bana. O an aklıma ne gelir bilemem ya da şuan umursadıklarımın kaçta kaçını umursarım göremem ve elbette o günleri görecek miyim düşünemem bile ama sorsunlar bana.
Dedem; önce babaannem ben ergenken,sonra anneannem ben büyürken şimdi de sen. Hepiniz gidiyorsunuz birer birer ve sonra benim hiçbir üst kuşak akrabam olmayacak öyle mi? Yani ben kronolojik olarak ölüme yaklaşan ikinci kuşak olacağım; yani bir nevi yaşlanacağım. Dedem ne kadar bencilim değil mi? Senin gitme ihtimaline bile kendi penceremden bakıyorum usulca. Neden biliyor musun hayatın en kahpe, en boktan zamanlarından aldık nasibimizi. Herkes koşuyor at gibi bir yerlere. Hepimizin derdi daha, daha ve daha dedecim. Orada boylu boyunca uzanmış son nefeslerini alıp verirken aslında neler geçiyor aklından kimbilir ama benim derdim hala biz, hala ben! Ne garip olduk, ne garibim ben. Herşey olması gerektiği gibi ilerliyor, kimi doğuyor kimi ölüyor demek midir büyümek dedem? Yani ben büyüdüm mü şimdi, koşarken görmemişim, kaçırdım mı dersin?
betimleme
adem,
aile olmak güzeldir,
çaresiz,
hayat beni neden yorarsın
Perşembe, Eylül 15, 2011
günden başlıklar
an itibariyle anladımki en uyuz olduğum kadın tiplerinden biri de 'mıy' 'mıy' 'mıy' şeklinde kendisinin dahi duyamayacağı ses tonuyla; bir o kadar sakin de görünerekten bir konu anlatan ve hiç bitmek bilmeyen cümlelerine cevap verilmesini beklemeksizin devam ederken çözüm isteyenler.
bu arada insanları kategorileyerek misal bu polis lazım olur iyi davranmalı irtibatı koparmamalı, bu doktor lazım olur çıtkırıldım olmalı cazibe kullanılmalı şeklinde hareket eden hatunlara da ayrı bir bakış açım söz konusu. bu hatunlar 'flörtöz' yapılarının altında yatan kimliksizlikleriyle karşıma dikildiğinde ise sağlı sollu girişecek gücüm olmasını nasıl da arzu ederdim!
bu arada insanları kategorileyerek misal bu polis lazım olur iyi davranmalı irtibatı koparmamalı, bu doktor lazım olur çıtkırıldım olmalı cazibe kullanılmalı şeklinde hareket eden hatunlara da ayrı bir bakış açım söz konusu. bu hatunlar 'flörtöz' yapılarının altında yatan kimliksizlikleriyle karşıma dikildiğinde ise sağlı sollu girişecek gücüm olmasını nasıl da arzu ederdim!
betimleme
hayat beni neden yorarsın,
ömrümü yediniz,
zıkkım
Çarşamba, Ağustos 31, 2011
adı 'bayram' olan günlere
bayramın ilk gününü atlattık böylelikle öyle mi şimdi.ilerleyen yaşımın bana kattığı tuhaf davranış bozukluklarına bir yenisi daha eklendi.bayramları,seyranları ve dahi tüm birlikte aktivite yapılası hadiseleri bir an önce poposuna vura vura gerisingeri göndermek ve arkasından hiç mi hiç üzülmemiş numarası yapmak. niye mi?
temel eksiklikler yüzünden elbette!
normal şartlar altında bayramda insanoğlu heyecanlanmalıdır, içi kıpır kıpır olmalıdır kanımca. bu uzun zamandır vakit ayıramadığı bir büyüğünü göreceği için olabilir, yeğenini kucaklayıp gezdirmeye vakit ayıracağı için olabilir, anne babası ve kardeşleriyle koca bir masada uzun zaman sonra hep birlikte yemek yiyeceği için de olabilir pekala. yani olabilir de olabilir.
birde buraya bakıyorum şimdi, doğuştan sana küsmüş,nedense hiç sevmemiş,evlat yerine dahi koymaya lüzum görmemiş bir baba, ona ve kurallarına tabii anne ve kardeşler, ellisinden sonra kızı yaşındaki hatuna sarmış milyarlarca borca girişmiş bir amca,çocuklarının yaşamlarını kendine dert etmekten kısa zamanda yorulmuş ve sadece kendisi için yaşamayı amaç edinmiş bir teyze.son iki senedir toprak altında bir anneanne, varlığından gitgide şüphe duyulan 'iş arkadaşlıkları', hayat gailesi yüzünden ayrı düşülmüş dostluklar...
bu senaryoda bana heyecanlanacak bir olgu görünmedi. işte bu yüzden son iki günü de atlatıp hiçbir şey olmamış gibi tiksindiğim işime geri dönmek, o masaya oturup çemkiren insanları dinlemek istiyorum belkide.
Salı, Temmuz 05, 2011
tahsilat
bugün ne mi yaptım; borç tahsilatı için müşteri aradım.
ne mi çaldı, çaldır dinlette
buyrun sizi burdan alalım
http://www.calarkendinlet.turkcell.com.tr/webui/index#/search/çaldır babo
ne mi çaldı, çaldır dinlette
buyrun sizi burdan alalım
http://www.calarkendinlet.turkcell.com.tr/webui/index#/search/çaldır babo
Çarşamba, Mayıs 04, 2011
Sabır sabır yaaaa...
öğlen saatleri,nöbet çizelgesinde tüm yönler şahsımı göstermekte.'nee' bu öğlen ben miyim yoksa tek dişi kalmış canavar! vuhuuuu. ne kadar da mutluyum Allah'ım!
numaratöre bir tık.
dın dııınnn...
-nerdeee nerrrdeee sıram nerde
-yan tarafta.
-siz misiniz? orası mı? nerde nerde numaram nerrdeee?
-evet benim buyrun?
-bıdıbıdıbıdıbıdı
bu sırada bir farklı muhabbet dönüyor;
-bu numare nerde yanoorrr
-yan tarafta!
-nerde nerde nerde yanooorrr?(deli danalar gibi dolaşan adam tutuştu alev alacak)
-sıranızı şimdi aldınız, daha yanmadı,bekler misiniz? (dahil olan ben)
-ee yak o zaman?
-ama farkındaysanız önümde bir başkası var ve ben kalkın gidin diyemem sizin numaranız yansın diye değil mi, hem numaranızı şimdi aldınız...
-ee bu kız napıoooo
-o stajyer lise öğrencisi
-ee o zaman sen yak!!!
ibrahiimmm beeeyyyyyy numaratörün altına
1 numaranızı alınız
2 bekleyiniz
3 numarınızı takip ediniz
4 sıra size gelince temsilci yanına geçiniz
yazabilir miyiz?
numaratöre bir tık.
dın dııınnn...
-nerdeee nerrrdeee sıram nerde
-yan tarafta.
-siz misiniz? orası mı? nerde nerde numaram nerrdeee?
-evet benim buyrun?
-bıdıbıdıbıdıbıdı
bu sırada bir farklı muhabbet dönüyor;
-bu numare nerde yanoorrr
-yan tarafta!
-nerde nerde nerde yanooorrr?(deli danalar gibi dolaşan adam tutuştu alev alacak)
-sıranızı şimdi aldınız, daha yanmadı,bekler misiniz? (dahil olan ben)
-ee yak o zaman?
-ama farkındaysanız önümde bir başkası var ve ben kalkın gidin diyemem sizin numaranız yansın diye değil mi, hem numaranızı şimdi aldınız...
-ee bu kız napıoooo
-o stajyer lise öğrencisi
-ee o zaman sen yak!!!
ibrahiimmm beeeyyyyyy numaratörün altına
1 numaranızı alınız
2 bekleyiniz
3 numarınızı takip ediniz
4 sıra size gelince temsilci yanına geçiniz
yazabilir miyiz?
Çarşamba, Şubat 23, 2011
what can i do sometimes?
Ben bir telekomünikasyon firmasında çalışıyorum evet.
Anlatamadığım,anlaşılamadığım bir iletişimsizlik halinde geçinip gidiyoruz orta halli işte.
Bazen sıra almasını istediğin kişi
- Koyun olmam ben! diyebiliyor.
Bazense buraya ne yazayım dediğinde nakil yapmak istediğiniz numarayı cevabı sonrasında yazıyla o boşluğa
-Nakil yapmak istediğim numara! yazabiliyor.
Bazen dialog aynen şu olabiliyor.
- Tamam mı işim.
-Evet
- Bitti mi şimdi
-Evet.
-Birşey yapmama gerek yok di mi?
-Evet.
-Peki gidebilir miyim!
Ama bugün yaptığım telefon görüşmesi akıllara ziyandı.
Olay bir kişinin kimliği belirsiz sebeplerle siteye yazdığı şikayet sonucu kendisine geri dönüşüm neticesinde vuku buldu,bulmaz olaydı.
-Merhabalar......'dan arıyorum bir şikayetiniz mevcut kayıtlarımızda.
-Merhaba evet.
-Nasıl yardımcı olabilirim size.
-Öncelikle şikayetimin son iki cümlesini bana oku.
-Peki'Beni avukatınız aramasın'(özetle)
-Avukat mısınız?
-Hayır.
-Emin misin?
-Evet.
-Haksız kazanç elde ediyorsunuz?
-Neye istinaden bu karara vardınız?
-Faturam neden fazla?
-13,92 TL sabit ücret.
-(çığlık çığlığa) Ben senin kaç senelik müşterinim ne ücreti?
-Paketiniz,içinde bulunduğunuz paketin ücreti bu şekilde.
-Bana paket deme.
-Peki bu ücretin açılımını şöyle anlatayım.
-Hani avukat değildin?
-Avukat değilim sadece sorunuzu yanıtlamaya çalışıyorum.
-Bana avukatlık yapma çabuk bana cevap ver.
-Peki paketiniz...
-Bana paket deme tahrik oluyorum.
-Peki sabit ücretiniz.
-Bak şimdi terbiyesiz cümleler kurarım.
-İsterseniz bu konuda.
-Bana edebiyat parçalama.
-Ama konuşamıyorum nasıl edebiyat yapayım?
-Konuşma bana,benimle başkası konuşsun tahrik oluyorum küfür ederim.
-Peki hattınızdan .... numaralı bilinmeyen numaralar servisine arama yapmışsınız.
-EEEEEEEEEEEE
-4,54 TL ücreti var.
-Yani?
-Fatura ücretinizde bu kalem yer alıyor. Ayrıca?
-Yok sen avukatsın!
Diye devam etti gitti.
Toplumumuzda şizofren insan sayısı her ne kadar tespit edilemese de gün geçtikçe artmakta ve bu oranın bölge nüfusuna düşen sayısının her gün tarafımı ziyaret ettiğine bende gün geçtikçe daha da inanmaktayım.
Zira özellikle gizli dönemdeki bulguların ilk maddesi aynen şöyle der
-Dağılma öncesinde birtakım takıntılar ortaya çıkmaktadır.Araştırmalar ortaya koymuşturki hastalık öncesinde kişiler bazı konularda mantıksız bir şekilde aşırı uğraşmaya başlamaktadır. Hastalar herşeyi abartılı yaşamaya başlamaktadır.
Bu durumda anladık it happens sometimes ama yine de sorarım WHAT CAN I DO SOMETIMES?
Anlatamadığım,anlaşılamadığım bir iletişimsizlik halinde geçinip gidiyoruz orta halli işte.
Bazen sıra almasını istediğin kişi
- Koyun olmam ben! diyebiliyor.
Bazense buraya ne yazayım dediğinde nakil yapmak istediğiniz numarayı cevabı sonrasında yazıyla o boşluğa
-Nakil yapmak istediğim numara! yazabiliyor.
Bazen dialog aynen şu olabiliyor.
- Tamam mı işim.
-Evet
- Bitti mi şimdi
-Evet.
-Birşey yapmama gerek yok di mi?
-Evet.
-Peki gidebilir miyim!
Ama bugün yaptığım telefon görüşmesi akıllara ziyandı.
Olay bir kişinin kimliği belirsiz sebeplerle siteye yazdığı şikayet sonucu kendisine geri dönüşüm neticesinde vuku buldu,bulmaz olaydı.
-Merhabalar......'dan arıyorum bir şikayetiniz mevcut kayıtlarımızda.
-Merhaba evet.
-Nasıl yardımcı olabilirim size.
-Öncelikle şikayetimin son iki cümlesini bana oku.
-Peki'Beni avukatınız aramasın'(özetle)
-Avukat mısınız?
-Hayır.
-Emin misin?
-Evet.
-Haksız kazanç elde ediyorsunuz?
-Neye istinaden bu karara vardınız?
-Faturam neden fazla?
-13,92 TL sabit ücret.
-(çığlık çığlığa) Ben senin kaç senelik müşterinim ne ücreti?
-Paketiniz,içinde bulunduğunuz paketin ücreti bu şekilde.
-Bana paket deme.
-Peki bu ücretin açılımını şöyle anlatayım.
-Hani avukat değildin?
-Avukat değilim sadece sorunuzu yanıtlamaya çalışıyorum.
-Bana avukatlık yapma çabuk bana cevap ver.
-Peki paketiniz...
-Bana paket deme tahrik oluyorum.
-Peki sabit ücretiniz.
-Bak şimdi terbiyesiz cümleler kurarım.
-İsterseniz bu konuda.
-Bana edebiyat parçalama.
-Ama konuşamıyorum nasıl edebiyat yapayım?
-Konuşma bana,benimle başkası konuşsun tahrik oluyorum küfür ederim.
-Peki hattınızdan .... numaralı bilinmeyen numaralar servisine arama yapmışsınız.
-EEEEEEEEEEEE
-4,54 TL ücreti var.
-Yani?
-Fatura ücretinizde bu kalem yer alıyor. Ayrıca?
-Yok sen avukatsın!
Diye devam etti gitti.
Toplumumuzda şizofren insan sayısı her ne kadar tespit edilemese de gün geçtikçe artmakta ve bu oranın bölge nüfusuna düşen sayısının her gün tarafımı ziyaret ettiğine bende gün geçtikçe daha da inanmaktayım.
Zira özellikle gizli dönemdeki bulguların ilk maddesi aynen şöyle der
-Dağılma öncesinde birtakım takıntılar ortaya çıkmaktadır.Araştırmalar ortaya koymuşturki hastalık öncesinde kişiler bazı konularda mantıksız bir şekilde aşırı uğraşmaya başlamaktadır. Hastalar herşeyi abartılı yaşamaya başlamaktadır.
Bu durumda anladık it happens sometimes ama yine de sorarım WHAT CAN I DO SOMETIMES?
Pazar, Şubat 20, 2011
sevmiyorum işte var mı diyeceğin...
00:28 saat. bir pazar gününe daha girdik kızımla. yanımda mum ışığında horul horul uyuyor kendisi battaniyesine sarılarak. ayağa kalktığımda kazara o da kalkıyor ve sonra koltuğa oturmamla yeniden uyumaya başlıyor. bugün ayakları kirlenmiş diye yıkamıştım ıslak patileriyle kapının önünde beş altı adımlık izler bırakmış minin minik gördükçe mutlu oluyorum:)
iyiki o var. insanı evine bağlayan,geri dönmesi için sebep olan.iyiki o var ne yaparsan yap ya da ne yapmazsan yapma seni herşeye rağmen tüm kalbiyle seven. oysa ne kadar nankör tipleme var çevremde. ne verirsen daha fazlasını isteyen ve kendini dünyanın merkezine koyarak at gözlüklerini giyinen. ama en tahammül edemediğim aptal rolüne bürünenler. safa yatıp seni sonuna kadar sömürenlere nasıl tahammül edebilirsinki! seni cin ilan edip kendi adam çarpan ama bi şekilde yine suçlu olduğuna inandıran.
sabırla beklemekten başka elden birşey gelmez şu süreçte tek dileğim şu ki Allah kimseyi sevgisiz ve yalnız bırakmasın. son zamanlarda toplumda ki en büyük ve çözülmez problem bu gibi geliyor.insanlar bencilleşiyor,insanlar yalnızlaşıyor ve her yalnız ayrı bir hiddetle saldırıyor etrafına. içinde bulamadığı huzurun hesabını senden sorar oluyor hoyratça. ve sen buna seyirci kalmak durumunda kalınca başlıyor asıl büyük sınav. bakalım şimdi sırada ne var?
iyiki o var. insanı evine bağlayan,geri dönmesi için sebep olan.iyiki o var ne yaparsan yap ya da ne yapmazsan yapma seni herşeye rağmen tüm kalbiyle seven. oysa ne kadar nankör tipleme var çevremde. ne verirsen daha fazlasını isteyen ve kendini dünyanın merkezine koyarak at gözlüklerini giyinen. ama en tahammül edemediğim aptal rolüne bürünenler. safa yatıp seni sonuna kadar sömürenlere nasıl tahammül edebilirsinki! seni cin ilan edip kendi adam çarpan ama bi şekilde yine suçlu olduğuna inandıran.
sabırla beklemekten başka elden birşey gelmez şu süreçte tek dileğim şu ki Allah kimseyi sevgisiz ve yalnız bırakmasın. son zamanlarda toplumda ki en büyük ve çözülmez problem bu gibi geliyor.insanlar bencilleşiyor,insanlar yalnızlaşıyor ve her yalnız ayrı bir hiddetle saldırıyor etrafına. içinde bulamadığı huzurun hesabını senden sorar oluyor hoyratça. ve sen buna seyirci kalmak durumunda kalınca başlıyor asıl büyük sınav. bakalım şimdi sırada ne var?
Salı, Ocak 11, 2011
bir garip seans daha
11 01 11 tarih işte böyleydi bugün
farklı birşey olmadı.
gereksiz sinirlendim,anlamlı düşüncelere kapıldım.
belki onlar da anlamsızdı kimbilir.
oda değil sadece ev yine dağınık.
spor eşyalarımı bile çanta ile bekletmekteyim,yarın ne giyeceğimi bilmiyorum.
saçım da berbat. canım hiçbir şey yapmak istemiyor.
annem bana nasıl katlanıyor bilmiyorum
ne zormuş insanın iki kişilik bir
hayata alıştıktan sonra yalnız kalması.
ne garip oluyormuş insan. amaçsız ve yalnız.
en sevdiğim şey yalnızlıkken şimdi neden böyle oldu kestiremiyorum.
kimseyi ne aramak ne de kimse tarafından aranmak istiyorum.
kimseye anlatmak istemiyorum bizi,soranlara iyi diye geçiştirmeyi tercih ediyorum.
iyi niyetle soranların sayısı bir elin 5 parmağını geçmez çünkü biliyorum.
biliyor musun kimseyi sevmiyorum?
seviyorum dediklerime de yalan söylüyorum.
biliyor musun özlüyorum?
ölüyorum...
farklı birşey olmadı.
gereksiz sinirlendim,anlamlı düşüncelere kapıldım.
belki onlar da anlamsızdı kimbilir.
oda değil sadece ev yine dağınık.
spor eşyalarımı bile çanta ile bekletmekteyim,yarın ne giyeceğimi bilmiyorum.
saçım da berbat. canım hiçbir şey yapmak istemiyor.
annem bana nasıl katlanıyor bilmiyorum
ne zormuş insanın iki kişilik bir
hayata alıştıktan sonra yalnız kalması.
ne garip oluyormuş insan. amaçsız ve yalnız.
en sevdiğim şey yalnızlıkken şimdi neden böyle oldu kestiremiyorum.
kimseyi ne aramak ne de kimse tarafından aranmak istiyorum.
kimseye anlatmak istemiyorum bizi,soranlara iyi diye geçiştirmeyi tercih ediyorum.
iyi niyetle soranların sayısı bir elin 5 parmağını geçmez çünkü biliyorum.
biliyor musun kimseyi sevmiyorum?
seviyorum dediklerime de yalan söylüyorum.
biliyor musun özlüyorum?
ölüyorum...
betimleme
hayat beni neden yorarsın,
o şimdi asker,
yarım elma
Çarşamba, Ocak 05, 2011
I'm not a racist, I hate everyone equally!
ne zor şeymiş birine muhtaç kalmak!
muhtaçlıkta değil aslında bir rica idi sadece çoğundan istediğim, yine de adı ne olursa olsun ne zor şeymiş valla.

Rabbim sana şükürler olsun başımı sokacak bir evim var.
Ve yine kötü günümde sarılacağım bir eşim var.
Ağzı var dili yok bir bebeğim var.
Rabbim sana şükürler olsun elim ayağım var.
Karnımı doyuracak yemeğim var.
Ve yine sana şükürler olsun kocaman bir kalbim var!
Ümit'in askere gitmesiyle ben bir kez daha anladımki bu hayatta insanoğlu yalnız,yapayalnız.
Aile,anne,baba,eş bilmem ne bunlar bir dönem seninle. Peki ya onlar da olmadı?
İşte o zamana çok iyi hazırlanmalı. 'Dost' kelimesi anca bir taraflarımla güleceğim bir kelime şu sıralar.
Bundan sonra hayatıma hiç sokmayacağım aynı zamanda.
İnsan biraz,yaa az biraz yardımcı olmaz mı başka bir varlığa.
Bu nasıl bir iştir kardeşim.
Lan ben ne mal mışım!
Bundan böyle facebook dostu takılanlarında ben teee...
Hepsini engelledim.
Kimseyi istemiyorum.
Tez zamanda buradan da kaçıp gidicem.
Ne de haklıymışım meğer sızlanmalarım da.
Ne ekersen onu mu biçersin?
Hani ektiklerim.
Kimseye mi iyiliğim dokunmadı lan benim.
Zıkkım olsun ne diyeyim!
muhtaçlıkta değil aslında bir rica idi sadece çoğundan istediğim, yine de adı ne olursa olsun ne zor şeymiş valla.

Rabbim sana şükürler olsun başımı sokacak bir evim var.
Ve yine kötü günümde sarılacağım bir eşim var.
Ağzı var dili yok bir bebeğim var.
Rabbim sana şükürler olsun elim ayağım var.
Karnımı doyuracak yemeğim var.
Ve yine sana şükürler olsun kocaman bir kalbim var!
Ümit'in askere gitmesiyle ben bir kez daha anladımki bu hayatta insanoğlu yalnız,yapayalnız.
Aile,anne,baba,eş bilmem ne bunlar bir dönem seninle. Peki ya onlar da olmadı?
İşte o zamana çok iyi hazırlanmalı. 'Dost' kelimesi anca bir taraflarımla güleceğim bir kelime şu sıralar.
Bundan sonra hayatıma hiç sokmayacağım aynı zamanda.
İnsan biraz,yaa az biraz yardımcı olmaz mı başka bir varlığa.
Bu nasıl bir iştir kardeşim.
Lan ben ne mal mışım!
Bundan böyle facebook dostu takılanlarında ben teee...
Hepsini engelledim.
Kimseyi istemiyorum.
Tez zamanda buradan da kaçıp gidicem.
Ne de haklıymışım meğer sızlanmalarım da.
Ne ekersen onu mu biçersin?
Hani ektiklerim.
Kimseye mi iyiliğim dokunmadı lan benim.
Zıkkım olsun ne diyeyim!
betimleme
hayat beni neden yorarsın,
isyanım var ulen,
top olun hepiniz,
zıkkım
Pazartesi, Aralık 27, 2010
vestel 0 - ayşe 1
vestel ile verdiğim 60 gün ya da daha fazla süren bir mücadelenin sonuna geldim( umarım )
daha iki yıl öncesinde beyaz eşyalarımızı beyaz umutlarla birlikte seçme evresindeyken whirpool iyidir hoştur dedik ama servisine vestelin baktığını nerden bilebilirdik! bir gece ansızın bozulan buzdolabının bir parçasının 35 gün boyunca manisadan gelmesini bekledik önce.hatta bir ara beklemekten sıkıldık orayı burayı ara ara sonunda o onu bu bunu şu da sunu bağlayınca bu bağlardan merve ablaya ulaştık aha da söz veriyorum valla billla size yeni buzdolabı gönderiyorum dedi ve aksilik olursa beni bu numaradan arayın. heyecanlanan kocam o numaranın çağrı merkezi olduğunu farkedene kadar artık çok geçti!
sonra öyle biri yok dediler ne hikmetse kaç bin çalışana sahip olan çağrı merkezinde merve diye biri olmadığını ilk hecede söyleyiverdiler. sarı çizmeli mehmet ağayı bile sorsak az biraz bakınırdı insan etrafına de mi? yok diyip kestirip attılar. rüya gördük herhalde dedik buzdolabı hayalimizi süslediğinden.ne yaptık ne ettik ses kayıtlarını falan dinletemedik. yoktu öyle bir abla biz uyduruvermiştik!
sonra geldi parça amaaaa bozuk!
35 gün bekle ve gelen parça bozuk olsun.
ama sağolsun servis amcalar ekstra da istemişler bunu da öyle güzel dile getirdilerki. ne yani bozuksa bi 35 gün daha mı beklicezz? yok abla biz bundan 4 tane söyledik bozulursa yine diye.ileri görüşlü insanlar sayesinde bu kez işimiz hallolmuştu. artık buzdolabı kullanıma hazırdı buna emin olabilirdik.
2 hafta idare etti ve yine içindeki herşey de çöpe gitti. bu kez tanı koymaları çok zor olmadı.
-'hımmm sanırım elektirik gitmiş gelmiş ondan olmuş bu
evet evet ondan
siz kapısını açın iki gün kalsın öyle sonra düzelir!
biz de öyle yaptık mecbur. derken az biraz soğutur gibi oldu tamamdır dediler.
2 gün idare etti ve yine herşey çöpe gitti.
çağrı merkezini her aradığımda da herkes beni anladığını ifade etti.
ben güzin ablayı aradım sanki.
sağolsun pek anlayışlılar.
bu kez artık servis amcayla kanka olduk ya direk onu aradım gelsene amca bizimki yine gitti diye.
tamam eve biri gitsin geliyorum ben.
eve gittik gelmedi.
yarın arayın gelicem abla.aradık ulaşamadık.
yarın dörde kadar ablaa...
ne gelen var ne giden.
bu kez çağrı merkezine ağladım artık yalvardım.
bu işkence bitsin yalvarırım noolur alın bunu bi tane daha alayım geri vereyim noolur diye.
yok yok yok.
sonra bir gün çıkageldiler.
meğersem arkadan kablo mu ne kopmuş.
aslında tüm sorun buymuş!
ben bu aralıkta bir de şikayet yazmıştım web ten
derken herşey bitti.
cepten aradı beni çağrı merkezi.
işteyim açamıyorum ama anlamıyor 3 kere aradı peşpeşe.
ev numaram
annemin numarası
masa numaram hiçbiri denenmedi bile
sonra mailime düşen bir yazı
Sayın Ayşe GÜLEÇ ,
Saygılarımızla,
Vestel Pazarlama AŞ.
tuketicihizmetleri@vestel.com.tr
(212) 444 4 123
ve Sayın Ayşe Güleç'in yanıtı,
Sayın ilgisiz,
Zira sizi ilgili diye tanımlamak son derece esprili bir yaklaşım olur.
Şikayetimin üzerinden 23 gün geçtikten sonra işyerimde müşteri ile birebir konuşuyor olmam sebebiyle açamadığım telefonumu ısrarla ve peşpeşe arayıp ardından da bu hızlı dönüşünüzü
bir maille perçinleştirmek çok zor olsa gerek.
Bahsi geçen sorunun bir buzdolabı ile ilgili olduğunu ve bir evde buzdolabı olmadan yaşamanın ne demek olduğunu anladığınızı hiç düşünmesem de belki anlamanızı kolaylaştırmak için şunu belirtmem gerekir ki
son iki ayda en az 500 tl zaten bozulan gıda maddeleri için çöpe attım. Çünkü servis her geldiğinde tamamdır dese de birkaç gün sonra aynı sorunu yaşadım.
Nihayet tüm uğraşlarım sonucu 5. kez gelen arkadaşınız aslında kabloların koptuğunu çözebildi.
Aynı insan aynı buzdolabı! Ama problemi sadece teşhisi için aylar geçmesini bekledi.
Bu size ayrı bir haz mı veriyor bilmiyorum.
Servisinizden,beni sürekli anladığını ifade eden Çağrı Merkezinizden ve çalışma şeklinizden hiç memnun kalmadım.
Dilerim bir daha size muhtaç kalmam.
Ve yine size sorarım bilmem kaç milyon nüfuslu sevgili ülkemizde REPLY seçeneğini anlayacak insan sayısı bir elin on parmağını geçmezken böyle kaliteli insan arayışı içine giriyorsunuz da
çalışanlarınızı seçerken niye aynı titizliği göstermiyorsunuz?
Not: arayarakda değil arayarak ta şeklinde yazmanız gerekir bilginize.
Saygılarımla,
daha iki yıl öncesinde beyaz eşyalarımızı beyaz umutlarla birlikte seçme evresindeyken whirpool iyidir hoştur dedik ama servisine vestelin baktığını nerden bilebilirdik! bir gece ansızın bozulan buzdolabının bir parçasının 35 gün boyunca manisadan gelmesini bekledik önce.hatta bir ara beklemekten sıkıldık orayı burayı ara ara sonunda o onu bu bunu şu da sunu bağlayınca bu bağlardan merve ablaya ulaştık aha da söz veriyorum valla billla size yeni buzdolabı gönderiyorum dedi ve aksilik olursa beni bu numaradan arayın. heyecanlanan kocam o numaranın çağrı merkezi olduğunu farkedene kadar artık çok geçti!
sonra öyle biri yok dediler ne hikmetse kaç bin çalışana sahip olan çağrı merkezinde merve diye biri olmadığını ilk hecede söyleyiverdiler. sarı çizmeli mehmet ağayı bile sorsak az biraz bakınırdı insan etrafına de mi? yok diyip kestirip attılar. rüya gördük herhalde dedik buzdolabı hayalimizi süslediğinden.ne yaptık ne ettik ses kayıtlarını falan dinletemedik. yoktu öyle bir abla biz uyduruvermiştik!
sonra geldi parça amaaaa bozuk!
35 gün bekle ve gelen parça bozuk olsun.
ama sağolsun servis amcalar ekstra da istemişler bunu da öyle güzel dile getirdilerki. ne yani bozuksa bi 35 gün daha mı beklicezz? yok abla biz bundan 4 tane söyledik bozulursa yine diye.ileri görüşlü insanlar sayesinde bu kez işimiz hallolmuştu. artık buzdolabı kullanıma hazırdı buna emin olabilirdik.
2 hafta idare etti ve yine içindeki herşey de çöpe gitti. bu kez tanı koymaları çok zor olmadı.
-'hımmm sanırım elektirik gitmiş gelmiş ondan olmuş bu
evet evet ondan
siz kapısını açın iki gün kalsın öyle sonra düzelir!
biz de öyle yaptık mecbur. derken az biraz soğutur gibi oldu tamamdır dediler.
2 gün idare etti ve yine herşey çöpe gitti.
çağrı merkezini her aradığımda da herkes beni anladığını ifade etti.
ben güzin ablayı aradım sanki.
sağolsun pek anlayışlılar.
bu kez artık servis amcayla kanka olduk ya direk onu aradım gelsene amca bizimki yine gitti diye.
tamam eve biri gitsin geliyorum ben.
eve gittik gelmedi.
yarın arayın gelicem abla.aradık ulaşamadık.
yarın dörde kadar ablaa...
ne gelen var ne giden.
bu kez çağrı merkezine ağladım artık yalvardım.
bu işkence bitsin yalvarırım noolur alın bunu bi tane daha alayım geri vereyim noolur diye.
yok yok yok.
sonra bir gün çıkageldiler.
meğersem arkadan kablo mu ne kopmuş.
aslında tüm sorun buymuş!
ben bu aralıkta bir de şikayet yazmıştım web ten
derken herşey bitti.
cepten aradı beni çağrı merkezi.
işteyim açamıyorum ama anlamıyor 3 kere aradı peşpeşe.
ev numaram
annemin numarası
masa numaram hiçbiri denenmedi bile
sonra mailime düşen bir yazı
Sayın Ayşe GÜLEÇ ,
Başvurunuzla ilgili olarak verdiğiniz iletişim numaralarından size ulaşılamamıştır. Size ulaşabileceğimiz başka bir telefon numarası iletebilirseniz en kısa süre içerisinde sizinle iletişim kurulacaktır. Ayrıca isterseniz aşağıdaki müşteri hizmetleri numaramızı arayarakda bize ulaşabilirsiniz.
Not: Daha hızlı iletişim sağlanabilmesi için cevabınızı, size gönderilen bu mail üzerinden REPLY seçeneğini kullanarak göndermenizi rica ediyoruz.
Saygılarımızla,
Vestel Pazarlama AŞ.
tuketicihizmetleri@vestel.com.tr
(212) 444 4 123
Sayın ilgisiz,
Zira sizi ilgili diye tanımlamak son derece esprili bir yaklaşım olur.
Şikayetimin üzerinden 23 gün geçtikten sonra işyerimde müşteri ile birebir konuşuyor olmam sebebiyle açamadığım telefonumu ısrarla ve peşpeşe arayıp ardından da bu hızlı dönüşünüzü
bir maille perçinleştirmek çok zor olsa gerek.
Bahsi geçen sorunun bir buzdolabı ile ilgili olduğunu ve bir evde buzdolabı olmadan yaşamanın ne demek olduğunu anladığınızı hiç düşünmesem de belki anlamanızı kolaylaştırmak için şunu belirtmem gerekir ki
son iki ayda en az 500 tl zaten bozulan gıda maddeleri için çöpe attım. Çünkü servis her geldiğinde tamamdır dese de birkaç gün sonra aynı sorunu yaşadım.
Nihayet tüm uğraşlarım sonucu 5. kez gelen arkadaşınız aslında kabloların koptuğunu çözebildi.
Aynı insan aynı buzdolabı! Ama problemi sadece teşhisi için aylar geçmesini bekledi.
Bu size ayrı bir haz mı veriyor bilmiyorum.
Servisinizden,beni sürekli anladığını ifade eden Çağrı Merkezinizden ve çalışma şeklinizden hiç memnun kalmadım.
Dilerim bir daha size muhtaç kalmam.
Ve yine size sorarım bilmem kaç milyon nüfuslu sevgili ülkemizde REPLY seçeneğini anlayacak insan sayısı bir elin on parmağını geçmezken böyle kaliteli insan arayışı içine giriyorsunuz da
çalışanlarınızı seçerken niye aynı titizliği göstermiyorsunuz?
Not: arayarakda değil arayarak ta şeklinde yazmanız gerekir bilginize.
Saygılarımla,
Pazartesi, Aralık 06, 2010
aslı vardı bir zamanlar,şimdi ise sureti...
bazı hayatların akışına birebir tanık olmak yıpratır bazen beni,üzer de üzer.
hem o hayatın içinde çoklu aşklar saklıysa ne üzer,nasıl üzer bilemezsiniz...
birinin aşkına tanık olmak;yüreğini dağlayan insana tutkuyla bağlılığını görmek ve hatta daha da başa gidince ilk kurlar,bakışlar,o daha ilk kalp atışlarını dinlemek,yaşamak onunla... sonra gezmeceler,birbirini tanımalar,kavgalar,oyunlar,'o olmadığını anladım'lar, aldatmalar,ayrılışlar;bazen aldatmadan ayrılışlar,kırık iki kalp ve küsmeceler hayata. sonra?
'başka biri' arayışları...işte tam burda aklıma ilk gelen, aşık olanın bir daha bu duyguları yaşarken ezber yaptığı; sadece ve sadece nesne bulmanın arifesinde olduğudur. işte tam burda benim canım yanar gereksiz.
oysa bu kız şu önceki adama ne aşıktı derim. masada yemek yerken elleri titrer,kaybetmekten korktuğu an nöbetler yaşar,beyaz gelinlik hayallerini onunla kurardı. oysa bu kızın annesi ne çok severdi o adamı derim. el ele tutuşurken onlar ben bakıp bakıp 'ulan ne güzel' diye iç çekerdim derim. peki ya şimdiki kötü adam mı: kesinlikle hayır!sevmiyor mu bu kızı;diğerinden bin fazla! o zaman sorun ne? ben niye hep birinin gözündeki ilk aşka tanık olmuşsam bir başka 'aşkı' kabullenemem düşünür dururum.
aşk denilen acı bir kere yaşanır çünkü. canın yandıkça yansın istersin. dünya nasıl dönmüş,kiminle dönmüş değil başını yasladığın omuzla daha kaç saat ayrılmadan kalırsın bunu hesap edersin. karnın ağrır,yanındayken sabah olmasın,uzaktayken geceler daha fazla uzamasın diye hayal edersin. şarkılar dinlerken nerde hüzün duysan,acı bulsan içine kendini yerleştirir; bu acının tatlı gelen yanını keşfe çıkarken aklını da portmantoya asılı bırakıverirsin. duymak istemezsin mantık geçen cümleleri. kaybetmekten korkmazsın,en kazanılası varlığın avuçlarında olduğunu gördükçe. paylaşmak istemezsin onu! gözlerinin başka göze değdiğini bilsen kat kat alev alır ateşin öfkeler basar her bir yanını , ölsün o paylaşılan istersin. hayallerin güzel bir iş,mutlu bir yuva olmaz, tek bir hayalin vardır 'o'nunla olmak; nerde nasıl pek aldırış etmezsin.
işte tam bunlardan sonra neden olur ayrılıklar bilinmez. ama ben bir adamın gözündeki ilk aşka tanık olmuşsam bir başka 'aşkı' suret sayarım. ezber olur yaşananlar,içinde daha az bağımlılık daha çok mantık gizlenir. daha az yanlış yaparsın daha çok 'seversin' ama canın yanmadıkça,kavrulmadıkça,hayallerin güzel bir ev,huzurlu bir yuva oldukça yorgunluğunu atmak için bir limana yanaşırsın ancak.
ve sen farkedilmez sanırsın ama gözlerinde o acıyı yaşamak istiyorum diye yalvaran bakış vardır.
içinde yanmaya hazır bir yürek.olmaz bilirsin,inatla devam edersin;vazgeçmek olmaz bilirim ama dedim ya ne olursa olsun bir hayatın içinde çoklu aşklar saklıysa üzülürüm işte ben keşke bir surete ihtiyaç olmasaydı der dururum gereksiz...
hem o hayatın içinde çoklu aşklar saklıysa ne üzer,nasıl üzer bilemezsiniz...
birinin aşkına tanık olmak;yüreğini dağlayan insana tutkuyla bağlılığını görmek ve hatta daha da başa gidince ilk kurlar,bakışlar,o daha ilk kalp atışlarını dinlemek,yaşamak onunla... sonra gezmeceler,birbirini tanımalar,kavgalar,oyunlar,'o olmadığını anladım'lar, aldatmalar,ayrılışlar;bazen aldatmadan ayrılışlar,kırık iki kalp ve küsmeceler hayata. sonra?
'başka biri' arayışları...işte tam burda aklıma ilk gelen, aşık olanın bir daha bu duyguları yaşarken ezber yaptığı; sadece ve sadece nesne bulmanın arifesinde olduğudur. işte tam burda benim canım yanar gereksiz.
oysa bu kız şu önceki adama ne aşıktı derim. masada yemek yerken elleri titrer,kaybetmekten korktuğu an nöbetler yaşar,beyaz gelinlik hayallerini onunla kurardı. oysa bu kızın annesi ne çok severdi o adamı derim. el ele tutuşurken onlar ben bakıp bakıp 'ulan ne güzel' diye iç çekerdim derim. peki ya şimdiki kötü adam mı: kesinlikle hayır!sevmiyor mu bu kızı;diğerinden bin fazla! o zaman sorun ne? ben niye hep birinin gözündeki ilk aşka tanık olmuşsam bir başka 'aşkı' kabullenemem düşünür dururum.
aşk denilen acı bir kere yaşanır çünkü. canın yandıkça yansın istersin. dünya nasıl dönmüş,kiminle dönmüş değil başını yasladığın omuzla daha kaç saat ayrılmadan kalırsın bunu hesap edersin. karnın ağrır,yanındayken sabah olmasın,uzaktayken geceler daha fazla uzamasın diye hayal edersin. şarkılar dinlerken nerde hüzün duysan,acı bulsan içine kendini yerleştirir; bu acının tatlı gelen yanını keşfe çıkarken aklını da portmantoya asılı bırakıverirsin. duymak istemezsin mantık geçen cümleleri. kaybetmekten korkmazsın,en kazanılası varlığın avuçlarında olduğunu gördükçe. paylaşmak istemezsin onu! gözlerinin başka göze değdiğini bilsen kat kat alev alır ateşin öfkeler basar her bir yanını , ölsün o paylaşılan istersin. hayallerin güzel bir iş,mutlu bir yuva olmaz, tek bir hayalin vardır 'o'nunla olmak; nerde nasıl pek aldırış etmezsin.
işte tam bunlardan sonra neden olur ayrılıklar bilinmez. ama ben bir adamın gözündeki ilk aşka tanık olmuşsam bir başka 'aşkı' suret sayarım. ezber olur yaşananlar,içinde daha az bağımlılık daha çok mantık gizlenir. daha az yanlış yaparsın daha çok 'seversin' ama canın yanmadıkça,kavrulmadıkça,hayallerin güzel bir ev,huzurlu bir yuva oldukça yorgunluğunu atmak için bir limana yanaşırsın ancak.
ve sen farkedilmez sanırsın ama gözlerinde o acıyı yaşamak istiyorum diye yalvaran bakış vardır.
içinde yanmaya hazır bir yürek.olmaz bilirsin,inatla devam edersin;vazgeçmek olmaz bilirim ama dedim ya ne olursa olsun bir hayatın içinde çoklu aşklar saklıysa üzülürüm işte ben keşke bir surete ihtiyaç olmasaydı der dururum gereksiz...
betimleme
hayat beni neden yorarsın,
kimdir bu insanlar
Pazar, Aralık 05, 2010
Perşembe, Ekim 28, 2010
bir ales başvuru güncesi
güzel bir olacaktı( emin değildim ama umutlarım vardı). uzun zamandır yarım gün keyfi yaşamamış,eve dönüp kıçımın üstünden vakitlice oturamamıştım. annemden sözler aldım. evimin hanımı olacak,mis kokacaktım;kıyı bucak temizlik yapacaktım ve annem de yardımcı olacaktı;sözdü,söz...
telaşla iş yerinde günü kurtarmaya çalışırken aniden gelen sms ile irkildim. ales başvurusu için son gündü peki ben işlerimi halletmiş miydim?
önceki gün para yatmıştı nasıl olsa, pc başında 5 dakikalık bir uğraş için bu uyarıyı neden almıştım?
neyse aklıma gelmişken deneyeyim dedim. yüce adresi arama çubuğuna giriverdim; osym.gov.tr online bölümünde koca uyarı 'haddini bil,başvuru merkezine gidiver' beliriverdi. nerdeydiki bu illet yer.
doğru yaa yine kıçımın dibi denilecek mesafe idi ne vardıki 10-15 bilemedin 20 dakkaya hallolurdu bu iş.
önce kutsal yeri arayıp makbuz getirmek zorunlu mu diye duyarlı bir kimlik olarak soruverdim. yanıt 'evet' idi. sonra bankaya koşup makbuzu aldım ve okulun yolu göründü uzaktan. kapıya gelene kadar herşey iyi ve hoş göründü gözüme. bardaktan boşalırcasına yağan yağmur ise olayın tuzu biberi. kapıdan girerken şöyle ip gibi uzanıveren kimlikler çarptı gözüme. korktuğum, korktuğumun da ötesinde canlanıverdi gözümün önünde. az gittim uz gittim,bir ara tutamadım kendimi ve 'var mı bunun sonu' sorusunu sormadan edemedim. ve kara göründü. aç susuz,çaresiz bir 3.5 saat,o soğukta yanımdan salına salına geçen sokak köpekleri ile birlikte veterinerlik fakültesinde ayakta dikildim. ve benim gibi onca insan. bir başvuru idi oysaki,tüm bilgilerimin zaten yer aldığı,kimlik numaranın ekrana düşmesiyle her haltımı göründüğü yere ben neden başımı vuracaktım bilemedim.
hayallerim bitti.günüm bitti.ömrümden yedim.
ben bugün bir kez daha ösym'ye lanet ettim!
telaşla iş yerinde günü kurtarmaya çalışırken aniden gelen sms ile irkildim. ales başvurusu için son gündü peki ben işlerimi halletmiş miydim?
önceki gün para yatmıştı nasıl olsa, pc başında 5 dakikalık bir uğraş için bu uyarıyı neden almıştım?
neyse aklıma gelmişken deneyeyim dedim. yüce adresi arama çubuğuna giriverdim; osym.gov.tr online bölümünde koca uyarı 'haddini bil,başvuru merkezine gidiver' beliriverdi. nerdeydiki bu illet yer.
doğru yaa yine kıçımın dibi denilecek mesafe idi ne vardıki 10-15 bilemedin 20 dakkaya hallolurdu bu iş.
önce kutsal yeri arayıp makbuz getirmek zorunlu mu diye duyarlı bir kimlik olarak soruverdim. yanıt 'evet' idi. sonra bankaya koşup makbuzu aldım ve okulun yolu göründü uzaktan. kapıya gelene kadar herşey iyi ve hoş göründü gözüme. bardaktan boşalırcasına yağan yağmur ise olayın tuzu biberi. kapıdan girerken şöyle ip gibi uzanıveren kimlikler çarptı gözüme. korktuğum, korktuğumun da ötesinde canlanıverdi gözümün önünde. az gittim uz gittim,bir ara tutamadım kendimi ve 'var mı bunun sonu' sorusunu sormadan edemedim. ve kara göründü. aç susuz,çaresiz bir 3.5 saat,o soğukta yanımdan salına salına geçen sokak köpekleri ile birlikte veterinerlik fakültesinde ayakta dikildim. ve benim gibi onca insan. bir başvuru idi oysaki,tüm bilgilerimin zaten yer aldığı,kimlik numaranın ekrana düşmesiyle her haltımı göründüğü yere ben neden başımı vuracaktım bilemedim.
hayallerim bitti.günüm bitti.ömrümden yedim.
ben bugün bir kez daha ösym'ye lanet ettim!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)















